Mısır bir başlangıç mı ? Son mu ?

Bugün Mısırda ortaya çıkan durum, tüm Müslümanların hafızasına iyice kazınmalı.

Başta ABD olmak üzere, egemen kapitalist devletlerin mutlaka bir çıkar politikası vardır. ABD uzun süredir Mısır ile iç içe. Mısırda ordu bir ABD kampı gibi. Milyarlarca dolar yardım alıyor. Dolayısıyla ABD nin onayını almadan darbe yapamazlar.

ABD demek İsrail demektir. ABD yi de darbeye ikna eden İsraildir.

Avrupa devletleri, mısırda yada başka bir noktada İslami yönetim istemeyecekleri için darbe ve katliamlar konusunda tabi ki sessiz kalacaklar.

Ne ABD nede Avrupa ülkeleri Müslüman bir topluluğun yönetimindeki bir ülke istemez. Özellikle de İhvan çizgisini. Zira İhvan çizgisi, İslamın kültürel, coğrafi, ekonomik bakış açısını geliştirmekte ve ümmet bilinciyle bir direniş çizgisi oluşturmaktadır.

Onlar için (ABD ve Batı ülkeleri + Rusya) İslam ülkeleri, ya laik sistemle yönetilmeli ve dinden uzaklaşmalı yada krallıkla, totaliter rejimlerle yönetilmelidir.  Çünkü bu, kontrol edilebilir ve gelişime kapalı sistemler, Müslümanları kontrol altında tutmak için olmazsa olmazdır.

İslam ülkelerinde karışıklıklar, baskıcı rejimler batının ve Müslüman olmayan devletlerin bilinen ve işletilen stratejisidir.

Arap baharı dediğimiz bu yeni süreç, batının istediği gibi sonuçlanmamıştır.

Dolayısıyla buradaki yenilginin giderilmesi, Suriye ve Mısırın tekrar kontrol edilebilir olması, Iranın yalnızlaştırılması, Müslümanlar arasında ihtilafların derinleşmesi ve kangren olaması, Mezhep kavgalarının derinleşmesi, Müslüman ülkelerindeki birlik ve beraberliğin baltalanması, İslamın yükselişinin engellenmesi, ta öteden beri planlanan ve Türkiye’nin de bu planın eninde sonunda bir yerinde olacağı durumdur.

Buraya kadar anlaşılmadık bir durum söz konusu değil.

Ancak, özellikle krallıkla yönetilen Arap ülkeleri ve Iran, Mısırdaki bu katliamı neden desteklemektedir ? Çıkarı nedir?  Sonuç ne olacaktır?

Arap ülkeleri, yönetim biçimi ve düşünce yapısı olarak İhvana yakın olmayabilir. Bu yüzden İhvanı diskalifiye etmek ve sindirmek istiyor olabilir.

İhvanın yükselişi ve Müslümanlar arasındaki popüler oluşu rahatsız etmiş olabilir. İhvan, bir halk hareketi olmakla krallıkların ve totaliter rejimlerin karşısındadır.

Uyutulmuş halklarının uyanması demek, rejimlerinin sonları demektir.

Bu durumda İhvanın sindirilmesiyle kasıt, bu çizginin hepsini kapsamaktadır. Bunun bir bölümü de Türkiye yi içermektedir.

Iran, son dönemde Suriye de ki tavrıyla da mezhepçi bir bir ülke kültürü geliştirmiş olduğu aşikar. İslami bir bakış açısından çok, mezhebi bir bakış açısını ülke ve yönetim kültürü olarak benimsemiş durumdadır.  Bu Iran için sonun başlangıcıdır!

İslam ülkelerinin bastırılması yada istikrarsızlaştırılması her ne kadar mezhebi anlamda İran’ı tatmin edecek olsa da, hedefteki yegane ülke olarak yalnızlaşmış ve etrafında yardımına koşacak sadece komünist rejimler kalmış olacaktır.

Ekonomik ve ülkesel çıkarlar her gün değişmekte ve yeni durumlar ortaya çıkmaktadır.

Bugün Iranın, Suud’un ve İsrail’in aynı çizgide olması gibi…

Müslümanın dostu ancak Müslümandır. Iran bu durumun sonunda ciddi zarar görecektir. Çıkarlar felaket getirebilir.

Tabi bu senaryonun bir tarafı.

Diğer tarafı ise, bugün Mısırda İhvanın başarısı, Suriye de ki direnişin öne çıkmasını sağlayacak ve Türkiye ile beraber Müslümanlar yeni bir oluşum ortaya çıkarabilecektir.

Bu durumda Iran mezhepsel anlamda yine yalnızlaşacak ve Arap ülkeleri de rejim anlamında tehdit edileceklerdir.

Tüm bunları bir tarafa bırakırsak, Müslüman mazlumun yanındadır.

Müslüman, kardeşini hançerlemez. Müslümanın Allah’ın isteği ve dileğinden başka bir kişisel çıkarı yoktur.

Bizim hem İhvana hemde Suriye de ki Müslümanlara destek olmamız ve Allah’ın bize vermiş olduğu sorumluluğu yerine getirmemiz gerekmektedir.

Plan yapanların planını Allah bilir.

Allah hakkıyla her şeyi bilendir.

Be the first to comment on "Mısır bir başlangıç mı ? Son mu ?"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*